• Arabic
  • English
  • Turkish
  • 'Askeri bir çözüm, çözüm değildir'

    Economist, Türkiye'de yeniden gözlenen şiddet olaylarının, Türkiye'nin Kürt vatandaşlarına muamelesi hakkında yeni soruları gündeme getirdiğini belirtiyor.
    Haftalık The Economist dergisinin son sayısındaki yazılardan birinin başlığı ise "Dağlardaki terör".
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'teki bir konuşmasında "Devlet hatalar yaptı" dediğini hatırlatan The Economist, AKP'nin daha sonra attığı bazı adımların, 2007'deki seçimde Güneydoğu'da DTP'yi yenmesinde önemli rol oynadığını vurguladı. Bu adımları; Kürtçe yayın ve öğrenime yönelik yasakların hafifletilmesi ve bölgeye önemli miktarda kaynak aktarılması olarak sıralıyor dergi...


    Ancak şimdi bölgede birçok kişinin yapılanları sadece oyları satın almaya yönelik bir çaba olarak gördüklerini de ekledi.
    The Economist'e göre, AKP'nin ordunun baskısına boyun eğmesiyle Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı sınır ötesi operasyonların yeniden başlatılmasınden bu yana Kürtlerin partiye desteği azaldı.


    Dergi, Temmuz ayında kılpayı kapatılmaktan kurtulan AKP'nin, DTP hakkındaki kapatma davasıyla ilgili olarak bir kelime bile söylemediğini belirtiyor.
    The Economist'e göre, Türkiye'nin Iraklı Kürtlerle dostluk kurmaya çalıştığı yolunda umut verici bazı işaretler de var. Türk diplomatların bu hafta Kürdistan Özerk Yönetimi lideri Mesud Barzani'yle görüşmesi gibi...Dergi bu görüşmenin, Türkiye'nin şiddetle lekelenmemiş PKK'lılar için af çıkarmayı yeniden düşündüğü yolunda spekülasyonları artırdığını vurguladı.


    PKK'lılara atfen "Kış bastırdıkça, çoğu teslim olmaya özendirilebilir" diyen The Economist'teki yazı, dergiye konuşan Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın da kabul ettiği bir yorumla noktalanıyor: "Askeri bir çözüm, çözüm değildir".  TİME TURK 16.10.2008

     

  • Başbuğ'dan sert açıklama

    Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ, Aktütün baskını sonrasında medyada yeralan iddialarla ilgili sert konuştu. Başbuğ, "Herkes doğru yerde bulunsun" dedi.

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 17 askerimizin şehit olduğu Aktütün baskını konusunda suskunluğunu bozdu.
    Saldırının olduğu gün golf oynadığı için eleştirilen Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu konusunda açıklama yapan Orgeneral Başbuğ, basın toplantısında Taraf Gazetesi'nde dün yayımlanan 'baskının askerler tarafından önceden bilindiği' yolundaki iddiaları da cevapladı.
    Başbuğ'un konuşmasından satırbaşları şöyle...

    - Bugün burada sancak törenini izledik. Bu törende öğrenci alayının görevli personelinden gurur duydum. Bu güzel tören medyamızda ve basınımızda yeterli seviyede yer alır. Subay ve astsubaylar ordumuzun 2 temel direğidir. Bu törene katılmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum.
    - Herksin şunu iyi anlamasını istiyorum. Bu olay bölücü terör örgütü açısından adeta bir intihar saldırısıdır. Askerleimiz açısından ise bir kahramanlık destanıdır.

    - Sizlere değineceğim konu Aktütün Karakolu'nun emniyetini sağlayan Bayraktepe'de meydana gelen olayla ilgili gelişmelerdir. Bayraktepe'deki olay bölücü orgüt için bir intihar saldırısıdır. Oradaki askerlerimiz için de kahramanlık destanıdır. Konu incelenmiştir. TSK'nın kendine olan güveni tamdır. İncelemenin sonuçlanmasından sonra kamuoyu ile paylaşılması gereken hususlar kamuoyuna paylaşacaktır. Gizli bilgileri sızdıran ve kullananlar hakkında adli işlemler başlatılmıştır. Bütün bunlara rağmen terör örgütnün yaptığı eylemleri başarılı gibi gösterenler akan ve akacak olan her damla kanın sorumluluğuna ortak olurlar.

    - TSK bugün her zamankinden daha güçlü ve azimlidir. Bu olaylar TSK'nin azmini arttırmaktan başka hiçbir işe yarayamaz. Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum" TİME TURK 15.10.2008

     

  • İngiltere'de kamulaştırma devri

    İngiltere küresel ekonomik krize karşı bankaları kamulaştırıyor. İngiliz ekonomistler, kamulaştırmanın artık sakıncalı bulunan bir işlem olmadığını ifade ediyor.


    Bugünkü İngiliz gazetelerinin tümünün manşetlerinde, İngiltere'de hükümetin, geçen hafta açıkladığı banka kurtarma planı çerçevesinde harekete geçmesi var.


    İngiliz basınında büyük yankı bulan gelişme The Daily telegraph gazetesi tarafından ''Brown kamulaştırma emri verdi'' başlığıyla duyuruldu. Atılan adımın İngiliz Bankacılık sisteminde radikal bir değişikliğe yol açacağını duyuran gazete, devletin her iki bankanın hisselerinin çoğunluğuna sahip olacağını ve bu bankaların yönetimlerinin devlet tarafından atanacağını bildirdi.

    Llyods TSB ve Barclays bankalarının hisselerine karşılık devletin bu bankalara da nakit enjekte edeceği, bunun da İngiltere'deki hiçbir büyük bankanın artık tümüyle bağımsız kalmayacağı anlamına geleceği bildiriliyor.Büyük bankalar arasında devletin yardımına ihtiyaç duymayan tek bankanın yabancılara ait HSBC olduğu belirtiliyor.The Independent gazetesi de bankacılık devi iki kuruluşun devletleştirilmesi kararının ardından iki bankanın kasalarına 32 milyar sterlin
    aktarılacağını ve HBOS ile Rolay Bank of Scotland'ın yönetimlerinde artık hükümetin de temsilci bulundurmaya başlayacağını bildirdi.

    The Times da bankaların devletleştirildiğini duyururken, sadece Royal Bank of Scotland'a aktarılacak paranın 20 milyar sterlin civarında bulunduğunu, bankaların kamulaştırılması işleminin savaş yıllarından beri İngiliz ekonomisinde bir ilkin yaşanması anlamına geleceğini kaydetti. Hükümetin şimdilik bütün bankacılık sisteminin devletleştirileceğine dair iddiaları yalanladığına da işaret eden Times, hükümet adına yapılan açıklamalarda hedefin mümkün olan en kısa sürede bankaların yeniden tümüyle özel bir yapıya kavuşturulması olduğunun söylendiğine dikkat çekti.

    Guardian da bankaların başlarını suyun üstünde tutabilmeleri için 46 milyar sterlinlik bir paranın vergi mükelleflerinin cebinden çıkmasına karar verildiğini, bu rakamın 75 milyar sterline kadar yükselebileceğini yazdı.Financial Times gazetesi ise Royal Bank of Scotland'ın ihtiyaç duyduğu miktarın 20 milyar sterlin, HBOS'un ihtiyacının 12 milyar sterlin, Lloyds'un 7 milyar sterlin ve Berclays'in de 7 milyar sterlin olduğunu duyurdu.
     

    RBS’İN YÜZDE 60’IN DEVLETE GEÇEBİLİR

    Hükümetin desteği kapsamında İngiltere’nin en büyük bankalarından Royal Bank of Scotland (RBS), 20 milyar sterlin sermaye artırımı kararı aldı. Banka bugün yaptığı açıklamada, sermaye artırımının 15 milyar sterlinlik bölümünün hisse ihracı yoluyla yapılacağını, 5 milyar sterlinlik kısmı için ise hazinenin tercihli hisse kullanacağını belirtti.

    RBS, yatırımcıların sermaye artırımına katılmaması halinde İngiltere devletinin, bankanın yaklaşık yüzde 60’ına sahip olacağını belirtti.

    LLOYDS-HBOS’TEN 17 MİLYAR STERLİNLİK ARTIRIM

    Birleşme kararı alan İngiliz bankaları Lloyds TSB ve HBOS de toplam 17 milyar sterlin sermaye artırımında bulunacaklarını açıkladı. Lloyds tarafından yapılan açıklamada, HBOS ile yapılacak birleşme şartlarında değişikliğe gidildiği, Lloyds’un 5.5 milyar sterlin, HBOS’un 11.5 milyar sterlin sermaye artırımına gideceği belirtildi.

    Lloyds’un ardından açıklama yapan HBOS yönetimi ise 8.5 milyar sterlin değerindeki hissenin İngiltere devletine devrinin teklif edildiğini belirtti. HBOS ayrıca 3 milyar sterlin değerinde tercihli hissenin 5 sene sonra geri alınma opsiyonuyla İngiltere devletine devredileceğini, bu miktarın sermaye artırımında yer aldığını belirtti.

    BARCLAYS DESTEK ALMADI, SERMAYE ARTIRDI

    İngiltere’nin önde gelen bankalarından Barclays 6.5 milyar sterlinin üzerinde sermaye artırımına karar verdiğini açıkladı.

    Şirket tarafından bugün yapılan açıklamada sermaye artırımının İngiliz hükümetinin sağladığı fonlardan değil, yatırımcılardan karşılanacağı belirtildi.

    Barclays, sermaye artırımına ek olarak 3.5 milyar sterlinlik bir kaynağın da temettü ve diğer işlemlerle sağlanacağını belirtti.

    "2009, SAVAŞ SONRASI EN KÖTÜ YIL OLABİLİR"

    İngiliz the Guardian gazetesinin ekonomi editörü Larry Elliott'ın bugünkü yazısında vurguladığı nokta ise gelinen noktada İngiltere'de kamulaştırmanın artık sakıncalı bulunan bir işlem olmadığı.


    "Eğer bu beladan kurtulabilirsek, bankacıların bizi tekrar bu noktaya getirmelerine asla izin vermemeliyiz" diyor Elliott. Guardian'ın ekonomi editörü, önümüzdeki yıl İngiltere'de üretim kaybının yüzde 2'ye yaklaşabileceğine yönelik tahmini de aktarmış. Larry Elliott'a göre, bunun gerçekleşmesi halinde 2009, 2. Dünya Savaşı sonrası İngiltere'nin en zor yılı olmaya aday.


    Dün İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un da katılımıyla Paris'te bir araya gelen ve Euro bölgesini oluşturan 15 Avrupa Birliği üyesi, mali krizle mücadeleye yönelik ortak bir plan üzerinde anlaşmıştı. İngiliz gazetelerinin ortak görüşü, Euro bölgesini oluşturan Avrupa ülkelerinin, kriz karşısında ayakta kalmak için  

    İngiltere'nin planını örnek almaları.

    Bugünkü gazetelerde, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'u öven yazıların sayısı bir hayli fazla. Örneğin Financial Times'tan Wolfgang Münchau "Brown Avrupa'ya liderlik dersi veriyor", Times'tan Anatoly Kaletsky ise "Avrupa, kendisi için beklenmedik bir entellektüel rehber buldu: Gordon Brown" demiş. Guardian yazarı Jackie Ashley'e göre de, küresel mali krizle birlikte "Ciddi siyaset geri döndü ve Brown yeniden ayağa kalkabilir".


    Independent da İngiltere Başbakanı Gordon Brown'a desteğin arttığını vurguluyor. Ancak gazete başyazısında "Bu Brown'a seçim kazandırmayacaktır" diyor. Brown için gerçek sınavın daha sonra, vergiler arttığı, evlerini kaybedenlerin sayısı çoğaldığı zaman geleceğini vurgulayarak... Independent'ın başyazısında başbakana bir hatırlatma da var:

    "Brown günümüzün Churchill'i olduğu hissine kapılıyor olabilir ancak bu muhtemelen onu kurtarmayacaktır. Churchill de, seçmenler onun bir savaş kahramanı olarak tartışılmayacak hünerlerinin, partisinin hatalarına ağır basmadığını kararlaştırdıklarında, 1945'te seçim kaybetmişti."
     

    TİME TURK 13.10.2008

  • Ergenekon'un askerlerine kötü haber...

    Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Ergenekon davasında tutuklu askerleri de yakından ilgilendirecek emsal bir karara imza attı. İşte o emsal karar...


    Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Ergenekon davasında tutuklu askerleri de yakından ilgilendirecek emsal bir karara imza attı. AYİM, bir suç örgütüne yardım ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan bir uzman çavuşun meslekten ihraç edilmesi üzerine açtığı davayı reddetti.

    Bursa İl Jandarma Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacı, sicil üstlerince “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kalması uygun değildir” sicili tanzim edilmesinin ardından meslekten ihraç edildi.

    KAMUOYU TARAFINDAN İYİ BİLİNMEYEN KİŞİLERLE GÖRÜŞMESİ DE SUÇ SAYILDI

    Meslekten ihraç edilen uzman çavuş, ayırma işleminin iptali istemiyle AYİM e dava açtı. AYİM 1. Dairesi, ayırma işleminin hukuka aykırı olmadığını belirterek şu kararı verdi:

    “Davacının, 03.03.2006 tarihinde kamuoyu tarafından iyi bilinmeyen şahıslarla görüşmesi ve irtibatını devam ettirmesi suçundan İl Jandarma Komutanlığınca 7 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesi ile suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu işlediğinden bahisle TCK nun 220/7 delaletiyle 220/2-3. maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle hakkında kamu davası açıldığı ve yargılamasının İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ettiği görülmektedir. Davacının, bulunduğu rütbesinde disiplin ve mahkeme safahatına göre sicil üstlerince cezalandırıldığı, Dairemizin ara kararı ile getirtilen ve iddianameye esas olan telefon dinleme tutanaklarından davacının suç örgütü elemanları ile içerisinde bulunduğu ilişkilerin mahiyeti ve şeklinin artık TSK'da görev yapmasını engelleyici vehamet derecesine ulaştığı, bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının disiplin bozucu hareketlerde bulunduğu, ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmadığı, tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyemediği görülmekle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

    ERGENEKON SANIKLARINA DA KÖTÜ HABER

    Yargı çevreleri, AYİM’in verdiği bu kararın, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmayan askeri personelin meslekten ihraç edilmesine onay verilmesi anlamına geleceğini belirterek, “Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alınan muvazzaf subayların da, dava sonuçlanmadan meslekten ihraç edilmesine neden olabilecek” yorumunu yaptılar.

    TİME TURK 13.10.2008

     

  • Rahibeler de Bush’un terör listesine girdi!

    ABD Başkanı George W. Bush’un Irak ve Afganistan işgallerine karşı protestolara katılan iki rahibe kendilerini “terörist izleme listesi”nde buldular.


    ABD’nin terörle savaş teranesi kapsamında kendi vatandaşlarını dâhil potansiyel terörist olarak görme eğilimi dur durak tanımıyor. Son olarak 43 ve 54 yaşındaki 2 rahibe de Bush’un terörist listesine dahil edildi. Washington Times’a 10 Kasım Cuma günü konuşan Rahibe Ardeth Platte, “Bu terörist ifadesi gerçekten çok ciddi bir suçlama” dedi.


    Ardeth ve Rahibe Gilbert, Maryland Eyalet Polisi’nden terörist izleme listesinde olduklarına dair mektuplar aldılar. 54 yaşındaki rahibe Ardeth, “Terörist olarak damgalanmak isteyebileceğimiz hiçbir yol yok. Bizler şiddet karşıtıyız. Bizler inanç insanlarıyız” diye konuştu.


    Her iki rahibe de, savaş karşıtı eylemleriyle tanınıyorlar. 2002’de Irak ve Afganistan savaşlarını protesto etmek için kuzey doğu Colorado’da insansız füze silosuna girdikleri için iki rahibe hapse atılmışlardı. Rahibe Carol, “Bizler Dominikan’ız; misyonumuz ‘veritas’ yani gerçektir” dedi.


    Bush yönetimi, “terörler savaş” teranesiyle ilgili olarak izleme listesini en etkin araçlar arasında niteliyor. Liste ilk olarak katiller ve uyuşturucu kaçakçılarıyla sınırlıydı ancak 9/11’den sonra Başkan George W. Bush’un özel emriyle terör şüphelerini kapsayacak şekilde genişletildi.


    FBI tarafından derlenen ve denetlenen kayıtlar, geniş yelpazedeki hükümet birimleri tarafından güvenlik araştırmalarında kullanılıyor. ABD havaalanlarında “uçamaz” ya da “celp” listelerine eklenen isimler seyahat yasaklama, tutuklama ve ek araştırmalara maruz bırakılıyorlar.
    Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’ne (ACLU) göre, ABD’nin izleme listesi 1 milyondan fazla kaydı içeriyor.


    Amaç susturmak

    Rahibeler izleme listesindeki savaş karşıtı 53 eylemci arasında yer alıyor. Aktivistlere göre bu hareket, Maryland’ın protesto toplumunu daha geniş kontrol etme amacı taşıyor.
    Rahibeleri casusluk suçlamaları karşısında savunan ACLU avukatı David Rocah şunları söyledi: “MSP’nin uygunsuz işlerinin henüz açıklanmadığını düşünüyoruz”.

    ACLU’nun gönderdiği e-postalara göre Baltimore polisi, merkezin önünde sürekli protesto yapan Quakers adlı grubu izlemek için Ulusal Güvenlik Ajansı’yla 2003 ve 2004’te işbirliği yaptı.

    Polis sözcüsü izlemenin daha geniş olup olmadığı ve diğer grupları da içerip içermediği sorularını yanıtsız bırakırken, rahibelerin ve diğer eylemcilerin neden listede olduğu konusunda emin olmadığı söyledi. Sözcü Greg Shipley, “İsimlerine ait bir kayıt olduğu gerçeği şu an içinde bulunduğumuz durumun nedenidir” dedi.

    İki rahibe O’Malley yönetiminin geniş polis izlemesi üzerine soruları geçiştirdiğini söylediler. 43 yaşındaki Rahibe Carol, “İplemiyor görünmek istiyorlar ve büyük bir şey değile getiriyorlar” dedi.

    Rahibeler hükümetin savaş karşıtlarını susturmak istediğinin altını çizdiler. Rahibe Carol şunları söyledi: “Demokrasi bu öğeler üzerine kurulmuştur. Gerçek olarak inandığımızı sesli şekilde söyleyebilmek üzerine…”

    Haber Merkezi / TIMETURK 11.10.2008

Dünya

Türkiye

Irak

Erbil


 :Buy:Sell
USD:1.5045:1.5118
EUR:1.9596:1.9691
GBP:2.346:2.3583

Ankara

Açık hava
  • Açık hava
  • Sıcaklık : 24 °C

İstanbul

Az bulutlu
  • Az bulutlu
  • Sıcaklık : 26 °C

İzmir

Açık hava
  • Açık hava
  • Sıcaklık : 23 °C